Mehmet Auf Kimdir?
Eğitimlerimiz
Eğitimlerden Örnekler
Informative Drama
Nedir, nasıldır?
Çalışmalarımız
Referanslarımız

Basında

Mehmet Auf

Haberler, bilgiler...
Kitaplar-Makaleler
Eğitim ve yönetim üzerine
Radyo
Radyo Programları
İletişim
Sorularınız için...

Ana Sayfa

Bir Kere De Suç Sende Olsun...

Anlamak istiyorum ama nafile, kesinlikle anlayamıyorum.  

Neden insanlara “İşler nasıl daha iyiye gidebilir?” diye sorduğumda sürekli benzer yanıtları alıyorum ki.  Ezici  bir çoğunluk bu sorunun cevabı olarak,  işlerin nasıl daha iyi gitmeyeceği ve ne kadar büyük sorunlarla uğraştıklarını neredeyse bir doktora tezi  titizliğinde ayrıntılarla anlatıyorlar. Kendi kendime “madem bu kadar iyi bir teşhis yaptılar kesin tedavi yöntemlerinin en uygununu da biliyorlardır” diyorum ama bir kez daha yanılıyorum. Aynı ezici çoğunluk nedense “hiçbir şeyin değişmeyeceğine” ve “bu ıstırapları çekmek zorunda olduklarına” dair yıkılmaz bir inanca sahip. Bu inancı yaşatan ve gün geçtikçe güçlendiren yaklaşım ise, bütün kötülükler ve problemlerin kendileri dışındaki güçlerden kaynaklanması!  Bir başka deyişle, çevrelerindeki olumsuzluklarla ilgili hiçbir sorumlulukları olmadığını dair düşünce kalıpları, bu tip kişileri “suç bende değil ki” boşvermişliğine itiyor.

Boşvermeyi seçen ve suçu her zaman başkasına atmaya alışan kişi, resmen kendi kendini yiyip bitiren bir organizma haline geliyor. Çözümler bulmak için tasarlanan beyin tam tersine,  bütün kapasitesini olumsuzluklara odaklıyor ve söylenmeyi bir alışkanlık haline getiriyor. Bu durumda uzun zamandır ve yüksek sesle çalan tehlike çanları, beynin çözüme odaklanabilme becerisini de sağır ediyor. Toplumda  çözümlerin imkansız olduğunu baştan kabul eden düşünce sistemlerine sahip kişilerin sayısı arttıkça ne acıdır ki umutsuzluk artıyor, gelişim durmakla kalmıyor ve hızla geriye gidiş başlıyor.

Esas problem ise, çözümsüzlüğü kabullenmeyen ve mücadele eden az sayıda kişinin, çoğunluk tarafından bilinçli veya bilinçdışı müdahalelerle durdurulmaya çalışılması oluyor. İster kıskançlıktan olsun, ister inançsızlıktan olsun,  sisteme karşı isyan edip harekete geçmeye cesaret edenler,  gösterdikleri çabanın sonuçları herkes için yararlı olsa bile destek görmüyorlar.  Bir kişinin başarması,etrafta sürekli söylenmekle meşgul boşvermişler ordusunu töhmet altında bırakacağı için, “ya hep ya hiç” mantığıyla, başarılı olana yetişmeye ve geçmeye çalışmak yerine onu kendi yanlarına çekmek için uğraş veriyorlar. Etraf suçu sağa sola yüklemekle meşgul siyasetçiler, iş insanları, sporcular, sanatçılar, esnaf, memur ve hakemlerle dolu.

Hasretle sorumluluk alan ve gereğini yerine getiren insanları bekliyoruz. Başarısız olduğunda samimiyetle kendiyle yüzleşebilen, yaptığı hatalardan ders çıkaran ve kendini geliştiren kamil insanların çoğalmasını istiyoruz. Kendini geliştirirken bunu “karizmasının çizilmesini” önlemek için değil, kendini gerçekleştirme yolunda ilerlemek için yaptığının ve her ileri doğru attığı adımdan sonra daha ne kadar çok adım atması gerektiğinin bilincinde olanların sayısının artmasını diliyoruz.

Sonuç olarak, insanlığının farkında olanların çoğunluk olmasını istiyoruz. Peki çok fazla bir şey mi istiyoruz?