Farklı Gezegenlerin İnsanları ve Testesteron İlişkisi

Hepiniz okumuş ya da çeşitli vesilelerle duymuşsunuzdur, kadınlar Venüs’ten biz de Mars’tanmışız…John Gray üstadımız böyle bir tespit yapmış:
Bu tespitlere göre kadınlar ve biz erkekler arasında problem yaratan belli başlı farklılıklar varmış. Bu farklılıkların üzerinden şöyle bir geçelim dilerseniz.
Biz erkekler kadınlara problem çözmelerinde yardım etmekten hoşlanırız…Mutlaka, hangi erkek hoşlanmaz?Bizi vazgeçilmez yapan özelliklerimizden biri bu değil mi?
Problemlerinin erkekler tarafından çözülmesi, kadınların bizden beklentilerinin başında gelmezmiş! Şu işe bak, biz kadınların problemlerini çözelim diye kafa patlatalım, hora geçmesin, olacak iş mi?
Kadınlar bizleri geliştirerek yardım etmekten hoşlanırlar… Bulmuşlar bizim gibi mükemmel adamları, daha neremizi geliştirecekler?
Biz erkekler , kadınların bizi geliştirme çabalarından hoşlanmayız, kendimizi aşağılanmış hissederiz. Mükemmel zaten mükemmeldir…Başka söze gerek yok..
Bizler kendimizi kötü hissettiğimizde, kadınların anlayışla kabullenmelerini bekleriz. Eleştirilmeyi ya da nasihat verilmesini değil..Bize güvenmelerini ve bize hayran olmalarını isteriz. Sorarım size, hangimiz hayran olunmayı haketmiyor?
Kadınlar kendilerini kötü hissettiklerinde problemleri hakkında konuşmak isterler, erkeklerin tüm dikkatlerini onlara vererek dinlemesini ve hak vermesini beklerler, çözüm üretmelerini değil. Eeee o zaman ne işe yaradı dinlemek?
Biz erkekler sonuca odaklı problem çözücüdürler... Evet bu problemi de çözdük, diğer problemi alalım...
Kadınlar hisleri ile ilgili konuşmaktan hoşlanırlar. Duyulmak ve anlaşılmak isterler. Erkeklerin problemlerine çözüm üretmeye odaklanmaları yerine, hissettiklerini anlamasını isterler... Diyelim hissettiklerini anladık...Ne işe yaradı?
Biz erkekler bilgi paylaşmak için iletişim kurarız. Başka ne için iletişim kurulur ki?
Kadılar hislerini anlatmak için konuşurlar... İçimiz dışımız his oldu...
Biz erkekler bazen yalnız kalmak isteriz. Özellikle stres altındayken inimize çekilmek ve rahatsız edilmemek isteriz. İnimizden çıkmaya hazır olmadan yardım etmek için ısrar edilmesi bizde tacize uğradığimız hissini uyandırır. Bir dakika kafamızı dinleyemeyecek miyiz kardeşim?
Kadınlar stres altındayken, iletişim kurmak arayışına girerler. İşte yine bizi his denizinde boğacaklar...
Doğal ve periyodik olarak kadınların kendilerini iyi ve kötü hissettileri zamanlar olur.
Kadınların his dünyaları, biz erkekleri şaşkına uğratır. Bir öyle, bir böyle, ne istiyorlar bir anlasak...
Kadınlar, ‘sen her zaman unutursun’, ‘beni hiçbir zaman dinlemezsin’ gibi dramatik genellemeler yapma eğilimindedirler. Uğraşıp didiniyoruz...Yediğimiz laflara bak....
Erkekler bu söylemleri kelimesi kelimesine kendilerine yöneltilmiş bir suçlama olarak algılamamalı, kadınların ruh hallerini göz önünde bulundurara anlayış göstermelidirler.. Tabii, tabii...
Kadınlar ve erkekler aynı kelimeleri kullanarak farklı lisanlarda konuşabilirler... Pardon hemşerim memleket neresiydi?
İyi güzel, farklıyız, kabul ettik, ama neden hep biz erkeklerin kadınları anlamasıu gerekir? Neden biz bir Allahın günü işteki arkadaşımıza gidip de ‘Karım beni anlamıyor!’ diye dert yanmayız? Neden hep değişmesi gereken, Venüs’lü arkadaşı anlamak için çaba sarf etmesi gereken biz oluyoruz? Sorarım size…
Bu durumu kabullenip, hayatımızın geri kalan bölümünde de hayatımızdaki kadınları mutlu etme çabası ile saçımızı süpürge edebiliriz , ya da bizim de onlardan beklentilerimiz olabileceğinin farkındalığına varır, bu beklentilerimzi onlarala paylaşabiliriz...
Hiç düşündünüz mü bu kadar taban tabana farklı olan iki varlık, nasıl olur da, birbirine aşık olur, hatta aşktan gözleri kör olur? Aşk mı insanı kör eder, körlük mü aşka sebep olur?
Aşık olunca ne değişir, bu iki farklı gezegenin insanları nasıl bir elmanın iki yarısı olarak bulurlar kendilerini?
Geçenlerde okuduğum bir makale gözlerimi açtı ve beni dehşete düşürdü…Çok yakın geçmişte yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre aşk, hani en çok güvendiğimiz, bizi biz yapan testesteron hormonlarımızı azaltıyormuş. Tüm güç ve agresiflik özelliklerimizi besleyen bu hormanlar azalınca, yelkenlerimiz suya inermiş…
Kadınlar aşık olunca ise bize has olduğunu düşündüğümüz ve gurur duyduğumuz testesteron hormonu seviyelerinde bir artış olurmuş…
Aşk, iki ayrı gezegenin mensubu iki insanın , en önemli farklılığını azaltarak bir araya getirirmiş…
Özetle aşk, bizleri daha güçsüz, kadınları daha güçlü yaparmış…
Allahtan, aşkın ömrü o kadar da uzun değil. Bu konuda daha önce yapılan bir araştırmaya göre o gözü kör edici yoğun duyguların ömrü 18 ay ila 3 yıl arasında imiş. Bu sürenin bitiminden sonra hisler daha bir durulur aşık olunan kişi ile ilgili düşünceler, hayaller zamanla azalır ve sonunda da yok olurmuş…
Aşk son derece enerji isteyen bir süreç olması sebebi ile insan vücudu uzun süre bu durumda olmayı tolere edemezmiş…Düşünebiliyor musunuz, devamlı aşık olduğunuzu? Testesteron mestesteron hak getire.. Allah korusun…
|