Tahmin ettiğiniz gibi sizlerle ülkemizde fazlasıyla bulunan stres kaynaklarıyla ilgili gözlemleri paylaşacağım.Tahmin ettiğiniz gibi sizlerle ülkemizde fazlasıyla bulunan stres kaynaklarıyla ilgili gözlemleri paylaşacağım.

Bununla birlikte ilgi alanlarımız; ekonomik belirsizlik, hukuk sistemindeki problemler, eğitimdeki çaresizlik, demokratik sistemin sallanması, genel güvenlik ve huzur düzeyindeki azalma gibi beklenen konular değil. Meselemiz, benin gibi sıradan bir vatandaşın, herhangi bir büyük şehirde kabul edilebilir bir kalitede yaşamaya çalışırken sıklıkla yaşadığı küçük ama oldukça etkili şeyler.

Bizdeki trafik tanımıyla gelişmiş bir ülkedeki trafik tanımı arasında ciddi bir fark olduğunu düşünüyorum. Bizim sürücülerimiz en kısa sürede en çok trafik ihlalini başarabilme konusunda motive olmuş durumda. Hemen hepsi ‘günün en kötü sürücüsü’ adayı ve bunu hak etmek için de her hareketleriyle diğer sürücülerin stres kaynağı olarak yolları resmen işgal ediyorlar. Geçiş üstünlüğünün her zaman kendilerinde olduğuna inanmalarının yanı sıra, sınırsız korna çalma, bulunduğu her yere park edebilme, hız yapma ve özellikle de en sağdan en sola, en soldan en sağa dönme konusunda kendilerine izin veren özel trafik kanunu maddeleri olduklarını düşünmeleri bu insanları kaçınılmaz stres kaynaklarının başlarına taşıyor.

Saygısızlık ve toplum içerisinde yaşama kurallarına uymama konusunda sınır tanımayan bazı kişiler ise medeni hayatın gerekliliği ‘kuyruğa girme’ alışkanlığına kesinlikle karşı çıkıyorlar. Ülkemizde sıraya girmesi gerektiğinde diğer bekleyenleri aptal yerine koyarak nasıl önlerine geçileceği konusunda uzmanlaşmış olduğunu düşünen birilerini bulmak hiç de zor değildir. Bu ülkede inanılması zor ama herkesin işi acildir. Herkesin görevi Türkiye’yi ve dünyayı kurtarmaktır! İşte bu duyarsız ve saygısız kişiler bizleri buna inandırdıklarını düşünecek kadar şuursuzdurlar.

Kalabalık ortamlar doğası gereği iletişim kurmanın zorlaştığı ortamlardır. Buralarda bulunmayı daha da çekilmez hale getirenler ise, dünyanın kendi etraflarında döndüğünü düşünüp kulakları zorlayacak şekilde bağıra bağıra konuşanlardır. Herkesin mecburiyetten kendilerinden başka kimseyi ilgilendirmeyeceği konuları dinlemek zorunda kalmalarından hiç rahatsız olmazlar, tabii ki yarattıkları stresin farkında değillerdir.

Yukarıda belirttiğim örnekleri arttırmak mümkün de, bu stres kaynaklarının olumsuz etkilerinden korunmak mümkün mü? Şüphesiz tam etkili 60 derece güneş kremi benzeri bir metoda sahip değiliz. Bununla birlikte, stresin etkilerini azaltmak için yapabileceklerimiz mevcut. Bu kaynaklar içerisinde değiştirebileceğimiz veya olumlu yönde etkileyebileceklerimiz varsa ne ala, hemen harekete geçelim, vakit kaybetmeyelim. Geri kalan, etki alanımız dışında kalıp etkilenme alanımıza giren, konular için ise durumu olduğu gibi kabul etmek ve farketmemeye başlamak, kaynaktan olabildiğince uzaklaşmak, bizi etkilemeye başladığında nefes veya zihinsel tekniklerle sakin kalmaya çalışmak gibi metodları kullanabiliriz. Sorulması gereken esas soru ise, stresi yaşarken en çok kime zarar verdiğimizin farkında olup olmadığımızdır? Bu süreçten en çok olumsuz etkilenecek kişinin kendiniz ve çevrenizdekiler olduğunu unutmayacağınıza emin olarak hepimize irili ufaklı bütün stres kaynaklarıyla mücadelenizde başarılar dilerim.