Zaman zaman ‘kimse beni anlamıyor’ diye şikayet ediyoruz. Düşündüğümüzde, tersi durumlarda da sıklıkla karşılaşabildiğimizi fark ediyoruz. Karşımızdakinin mesajı için ‘ bir şeyler söyledi, bir şeyler anlatmaya çalıştı ama anlayamadım’ diyebiliyoruz. Sonuç olarak, iletişimde problemler yaşıyoruz.

Bir çok araştırma da yaşadığımız problemleri doğrular nitelikte. Örneğin bir araştırma, günlük konuşma içerisinde yüzde yetmiş civarında yanlış anlaşılma riskinden bahsediyor. Düşünebiliyor musunuz, on tane konudan bahsediyorsunuz, bunların yedisi yanlış anlaşılmış olabiliyor. Kendinizi ancak yüzde otuz ifade edebilmiş durumda buluyorsunuz. Tabii ki araştırmalar çeşitli ve bizler sadece bu iddianın üzerinde durmak zorunda değiliz. Yine de, bir gerçeği yansıtmadığını söylemek mümkün değil.

Problemimizin adı ‘iletişimsizlik’ veya başka bir değişle ‘ başarısız iletişim’. Bu sorun, geçmişte de vardı, günümüzde de var. Hatta önlem almazsak gelecekte de varlığını dozunu arttırarak sürdürecek.

Bu yüzden de vakit kaybetmeyelim, ve hemen problemimizle yüzleşelim. Bu konuda başarımızı arttıracak neler yapabiliriz diye düşünmeye ve uygulamaya başlayalım. Birinci maddeye de, ‘herşeyi karşıdan bekleme’yi yazalım. Bu çok önemli bir maddedir sevgili dostlar. Öncelikle, ‘ben kendimi nasıl daha iyi ifade edebilirim?’ sorusunu sormak lazım. Haksız mıyım? Bu konuda daha başarılı olmak için de karşımdaki kişiye saygı duymam, ona değer vermem ve onunla uyum sağlayıp kendimi onun anlayabileceği şekilde ifade etmeye çalışmam lazım. Yani başka bir deyişle, sonuç alıncaya kadar üşenmeden, sıkılmadan, bıkmadan kendimi daha iyi ifade etmek üzerine çalışmam lazım. Dolayısıyla iletişimde başarı için birinci adım, ‘ben ne yapabilirim?’ diye aynaya bakmaktır. Bundan sonra diğer adımlar, biraz daha hızlı ve kolay olacaktır. Unutmayalım ki, ancak anlaşıldığımız kadar varız!